ANA SAYFA |  
 Kurumsal 
 Bölümlerimiz 
 Organizasyon Şeması 
 Tıbbi Kadro 
 Doktorunuza Danışın 
 Teşekkür Mektupları 
 Sıkça Sorulan Sorular 
 Bize Ulaşın 
HABERLER
HASTA HAKLARI
İNSAN KAYNAKLARI
SERVİS SAATLERİ
REKLAM ALANI




Yaşlılarda Depresyon
Herhangi bir anda, toplumun %3-5’inde major depresyon bulunmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla depresif belirtiye rastlanmaktadır. Yaşlı hastalar da (65’inden yaşlı) depresyona daha fazla yatkındır. Hastalığın major ve minör formlarının yaşlılardaki prevalansı %7-8’dir. Özetle depresyon söz konusu olduğunda kadınların ve yaşlıların risk altında olduğu akılda tutulmalıdır.

Yaşlılıkta depresyonun ortaya çıkmasında sorumlu olduğu düşünülen pek çok etken mevcuttur. Bunları iki ana grupta inceleyebiliriz:
 

1) Olası fizyopatolojik etkenler:

   a. Yaşlılıkta birtakım biyokimyasal değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Örneğin serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi monoamin yapıdaki nörotransmitterlerin düzeylerinin azalması, bu hastalıktaki primer depresyon gelişimiyle bağlantılı gibi görünmektedir.Monoamin oksidaz enzimi de yaş ilerledikçe artarak monoamin yapıdaki nörotransmitterlerin azalmasında etkili olabilir.

  b.  İleri yaşlarda başlayan depresyonda bazı belirtiler kortikal atrofi ve ventriküllerde genişlemeye işaret etmektedir. Böyle vakalarda prognoz kötü, mortalite yüksektir.

  c.  Tiroid işlev bozuklukları dahil yaşlanmayla birlikte olan metabolik değişimler de yaşlılardaki depresyonda katkıları bulunması olası etkenlerdir.

2) Strese bağlı etkenler:

Yaşlı hastalar çok fazla sayıda yaşam stresiyle karşılaşır ve değişen bir dizi ağır duruma uyum sağlamak zorunda kalırlar. Bu değişiklikler şunlardır:

  a.  Fiziksel değişiklikler: 50’sinden yaşlılar sağlıklarının giderek bozulması, birtakım biyokimyasal değişiklikler (kadınlarda menapoz gibi), kronik hastalıklar (artrit,hipertansiyon gibi) hareketliliğin ve canlılığın azalması ile ölüm olasılıklarının artması gerçeği ile karşı karşıya kalırlar.

  b.  Kaybetme ve izolasyon: Tüm anne babalar “boş yuva” sendromu ile karşılaşır. Kariyer sahibi yaşlılar ise bir gün emekli   olacaklardır. Diğer stres yaratıcı kritik olay ise ister ölüm nedeniyle ister boşanmayla eşin  kaybedilmesidir.  Yeni dul kalmış yaşlılarda eşin kaybedilmesini izleyen ilk yıl içinde klinik olarak önemli depresyon belirtileri görülme olasılığı %40-50’dir.

  c.  Sosyoekonomik etkenler: Yoksulluk, depresyon için çok iyi bir zemin olan belirsizlik ve güvensizliği arttırır.

Yaşlılarda depresyon sıklıkla önceden varolan nörolojik sorunlarla gizlenir. Bu hastalarda depresyonun inkarı da yaygındır. Hekim hastadaki somatik yakınmaların psikolojik açıdan önemli olabileceği konusunda uyanık olmalıdır. Bu somatik belirtiler arasında halsizlik, baş ağrısı, sırt ağrısı, müphem barsak sorunları sayılabilir.

Tedavi edilmeyen depresyonun en önemli sonucu intihardır. Özellikle major depresyonu olan yaşlı hastalarda intihar riski çok yüksektir. (%10-20)  Boşanmış, dul kalmış, yakınmaları daha çok fiziksel nitelikte olan ve alkolik yaşlı hastalarda risk daha da artmaktadır.

Yaşlı hastalarda depresyonun tedavisinde ilaç tedavisi ve destekleyici psikoterapi  bir arada yürütülmelidir. Yaşlı hastalardaki en önemli sorunlardan biri birden fazla sayıda ilaç kullanıyor olmalarıdır. Bu durumda ortaya çıkan riskler (ilaç etkileşimleri gibi) zaman zaman sağladığı yarardan fazla olmaktadır. Hekimin bu tür yaşlı hastalardaki en önemli görevlerinden biri hastanın kullandığı ilaçları izlemek ve gerektiğinde bu tedaviyi en uygun bir duruma getirmek olmalıdır. Depresyon oluşturdukları bilinen ilaçlar belirlenerek olanak varsa  merkezi sinir sistemi üzerinde daha az etkili olanlarıyla değiştirilmelidir. Hastaya antidepresan tedavi başlanmadan önce    uygulanmakta olan ilaçları en aza indirgemek için gereken çaba gösterilmelidir. Yaşlı hastalarda antidepresan ilaç seçiminde olası ilaç etkileşimleri göz  önünde tutulması gereken önemli bir noktadır.

Destekleyici psikoterapiler; varsa depresyonu tetikleyen faktörlerin tanımlanması, hastaya destekleyici ve candan bir yaklaşım göstermek ve hastanın bütünleyici yeteneklerinin ya da ileriyi görüşünün yeniden sağlanmasından oluşur.

Hastanemizde,  psikiyatrik değerlendirme sonucunda major depresyon saptanan hastalara yaklaşımımızda, hastaya en uygun antidepresan seçimi ve uygulanmasının yanısıra destekleyici psikoterapi de  önemli bir yer tutmaktadır. Haftanın 6 gününe yayılmış terapi programımız  hastanemizin gönüllü “pembe melekleri”, elişi terapisti ve sorumlu hemşire tarafından psikiyatri uzmanı denetiminde devam etmektedir. Haftanın 2 günü psikiyatri uzmanı denetiminde, iki ayrı pembe melek tarafından yapılan konuşma terapisinde hastaların kendilerini ifade etmelerine, sorunlarını dile getirmelerine ve çözüm yolunu da hep birlikte bulmalarına yardımcı olunmaktadır. 

Uz.Dr.İlkşen Umman

Psikiyatri Uzmanı

 

 

 


ANLAŞMALI KURUMLAR
>> Özel Kuruluşlar
>> Özel Sigorta Şirketleri
>> Kamu Kuruluşları

SİZE ÖZEL CHECK UP
E-BROŞÜR
E-GEÇMİŞ OLSUN
E-RANDEVU
HEDİYE PAKETLERİMİZ
VAKIF YARDIMI

...


Email Listemize Üye Olun
 
Adınız
Soyadınız
E-Mail
Cep Telefonu